Rıza Demek Ne Demek? Anlamını Bulmaya Çalışırken Kafayı Yemek
İzmir’de yaşarken, günde en az beş kez duyduğum kelimelerden biri “rıza.” Gerçekten, bazı kelimeler var ya, şehrin bir parçası gibi olur, ne zaman birine “ne haber?” desen, “rıza” diye cevap gelir. Peki, bu kelimeyi o kadar sık duyduğumuzda, gerçekten ne anlama geldiğini hiç sorguluyor muyuz? Bunu anlayabilmek için önce “rıza”nın ne demek olduğunu biraz deşmemiz lazım.
Şimdi, ciddiyetle söylesem, Rıza bir ismin ötesinde, biraz da herkesin bir şekilde dahil olduğu bir kavram. Yani ben ne kadar “Rıza demek ne demek?” diye yazmaya çalışsam da, aslında her şeyin ardında biraz da ‘yapma ya’ edası var. Ama bir de bakıyoruz ki, “rıza” dediğimizde, o kadar geniş bir anlam yelpazesi var ki, bir kafede çayı yudumlarken birdenbire derin düşüncelere dalıyorsun: ‘Rıza demek, ne demek? Gerçekten rıza mıyım, yoksa sadece takılıp mı gidiyorum?’ Valla, koca bir “rızalar evreni” gibi bir şey bu!
—
Rıza Demek Bir İsim Olabilir Ama Gerçekten Ne İfade Ediyor?
Evet, “Rıza” çoğunlukla bir isim. Hani mesela ben, bir yere gittiğimde arkadaşlarımın sürekli “Rıza” diye seslendiğini duydum. O kadar çok duydum ki, insan adından daha çok bir kavram haline geldi. Tabii ki herkesin aklında ‘Rıza’ demek, işte bir kişinin ismi’ diye sabit bir düşünce var, ama bu işin biraz daha derinine inmek gerekiyor.
Rıza demek aslında bir şekilde onaylamak, kabul etmek anlamına da gelir. Türkçeye Arapçadan geçmiş bir kelime olarak, bazı kelimelerle benzerlik gösteriyor ama kesinlikle her zaman aynı anlamda kullanılmıyor. Rıza, en basit haliyle bir tür “tamam”dır. Bir arkadaşın sana bir teklif sunduğunda, mesela “Abi ben seni bu akşam sinemaya götüreceğim, ne dersin?” dediğinde, sen de “Rıza” diyorsun. Hah işte, burada ‘rıza’ demek, “tamam” demekle aynı şey. Ama bunun ötesinde de bir anlam yelpazesi var tabii.
—
Rıza ve Onay, Ama Hep Mi?
Bir insanın sana rızasını verdiğini düşündüğünde, işin içine ciddi bir şeyler giriyor. Mesela, sen arkadaşına çok uzun zamandır almak istediğin bir kitabı soruyorsun: “Ya, senin kitapçının bu seriyi satıyor mu?” O da sana “Rıza, alabilirsin” diyor. Yani senin ne kadar istediğin, ne kadar hevesli olduğun, onun ne düşündüğü ve aslında ne kadar “kabul” ettiğini görüyorsun. O yüzden, rıza bazen ciddi bir yemin gibi de olur, sanki adam hayatını ona bağlıyor.
Bir dakika! Düşünsene, “Rıza” kelimesi bu kadar büyük bir sorumluluk taşıyor mu? Birine “rıza” dedikçe, senin gerçekten bir şeye rıza gösterdiğini mi düşünmeliyiz?
—
Rıza Demek Gerçekten Neden Bu Kadar Sık Kullanılır?
Şimdi gelelim günümüz Türkçesinde neden rıza kelimesi bu kadar kullanılıyor. “Rıza” denildiğinde genelde bir şeyin olmasına ya da birinin kabul ettiğine dair bir şeyler hissediyoruz. Bunu günlük dilde çok görüyorsunuz. Tamam, bu kadar sık kullanılıyor ama… “Rıza” kelimesi başka hangi kelimelere katılabiliyor? Mesela, ben birisini dinlerken şöyle dediğini duydum: “İşim çok zor, ama mecburum, ne yapacağım? Rızaya geldim!” Hah, işte burada da bir başka “rıza” var. Rızaya gelmek biraz da bir konuda pazarlık yapmanın sonucu. Hani böyle “ama rıza mısın?” diye biri sana sorarsa, aslında senin o konuda çokça ikna edilip edilmediğini sorguluyordur.
—
Diyalogla Anlatılan Rıza
Bir gün eve dönüyorum, ve annem soruyor:
Anne: “Bugün işte ne yaptın?”
Ben: “Valla, biraz internete göz attım, sonra eve döndüm, yine. Sen ne yaptın?”
Anne: “Ben de senin oda işlerini düzenledim.”
Ben: “Rıza, ama düzenlemene gerek yoktu, sağ ol.”
Anne: “Ne rızası, işe yarar bir şeyler yapmadıkça ‘rıza’ falan yok. Temizlemedim mi, o zaman neden işte o kadar uğraştım!”
İşte burada gerçek bir “rıza” durumu var. Bu tür anlarda, o kadar çok “rıza” kelimesini duyarsınız ki, bir yerden sonra her şeyde onaylama ya da reddetme durumları arasında gidip gelirken, aslında o kelimeyi içselleştirmemiz zorlaşıyor. Anladınız mı? Rıza demek ne demek, diye düşünüp bakarken, belki de en komik şey, aslında o kadar sık kullanılıyor olması. İşin özü, bazen “rıza” bir “hayır” kadar sert bir anlam taşıyabiliyor.
—
Rıza Demek Gerçekten Hem Onay Hem Sorumluluk
Bir şeylere rıza göstermek bir şekilde sorumluluk almaktır. “Rıza demek” deyince bazen ciddiyetle yaklaşmak gerekiyor. Hepimiz “rıza” dedikçe bir noktada hayatımızdaki seçimleri de onaylıyoruz. Ama bunun altında başka bir şey de yatıyor. Rıza demek, hayatta bir şeyleri kabullenmek, hem de kendi isteğinle… Yani rıza demek bazen “tamam” demek, bazen “mecburiyet” demek, bazen de “sana rıza gösteriyorum, ama hiç de sevmedim” demek.
Bir ara arkadaşlarla bir yere gitmek üzere konuşuyorduk, o sırada biri şöyle dedi:
Arkadaş: “Bizim planlarda biraz sıkıntı var, ama rızaya geldik, hadi gidiyoruz!”
Ben: “Rıza gelmek ne ya, öyle mi bir şey?”
Arkadaş: “Yani kabul ettim, ne yapalım. Çıkalım, hadi.”
O kadar çok rıza kelimesi kullanıldı ki, sanki bir yere kadar her şey “tamam” gibi oldu. Ama içsel olarak insan, bu kadar sık kullanılan bir kelimeyi “kabul etmek” yerine başka bir şey olarak düşünmeye başlıyor. “Rıza” dedikçe, bu kelimenin anlamının her geçen gün biraz daha “onay” ve “sorumluluk” arasında gidip geldiğini fark ediyoruz.
—
Sonuç: Rıza Demek Ne Demek?
Rıza demek, sadece bir kelime değil, aslında hayatta verdiğimiz küçük “onaylar”ın bir özetidir. Hem mecazi anlamda, hem de gerçek hayatta, “rıza” demek, birçok konuda bir tür kabullenme durumudur. Ama dikkat! Rıza demek, bazen de sonradan pişman olabileceğimiz bir yola çıktığınızı anlamakla eşdeğerdir. Yani, bir konuda rıza göstermek, sadece olumlu bir şey değildir; bazen bunun altından kalkmak zor olabilir.
Kısacası, rıza demek, “tamam” demek ile “mecburiyet” demek arasında gidip gelen bir kavram. Bu kadar derin ve çok anlamlı bir kelimenin herkesin ağzında dolaşması ise, bence hayatın kendisiyle ilgili çok fazla şey söylüyor!